Erdal GÜRÇINAR Yönetici Yazar: Erdal GÜRÇINAR
Diğer Yazılar :(7)

Fabrika Ayarlarımıza Dönelim

Fabrika Ayarlarımıza Dönelim

Fabrika Ayarlarımıza Dönelim


Tarih :11.05.2020 Görüntülenme:430    Ekleyen : Erdal GÜRÇINAR

Fabrika Ayarlarımıza Dönelim

 

Eskiden anne-babalarımız siyah-beyaz televizyonları ekranında acıklı bir sahne gördüklerinde çok üzülürler, duygulanır, gözlerinden yaşlar akmaya başlardı. Bugün çocuklarımız üzülmeyi bilmiyor, duygulanmayı bilmiyor.

Çocuklarımızın hiç üzülmesine izin vermediğimiz için üzülmeyi bilmiyor. Hiç acı çekmesine izin vermediğimiz için başkalarının acılarını anlayamıyor. Bir yaşam gayesi yok, bir ideali yok. Ulaşacağı bir hedefi yok. Derdi yok, davası yok. Hayatı yemek, içmek ve eğlenmek olarak görüyor.

Önceden dizi filmlerde bir erkek bir kızın elini tutsa seyredenlerin yüzleri kızarır, televizyondan yüzünü başka çevirerek utandığını alenen belli ederlerdi. Bu günkü çocuklarımızda utanma duygusu sıfırın da altında. Her türlü ahlaksızlık ulu orta yapılıyor, kimsenin gıkı bile çıkmıyor. Utanmazlık tavan yapmış, utanma duygusu eskinin tozlu raflarına kaldırılmış. Utanma duygusu yok edilmiş. Utanmazlık normalleştirilmiş. Utanan insanlara uzaydan gelmiş muamelesi yapılıyor.

Atalarımız eskiden yaşlı ağaçları kesmek için ormana girerken baltalarını beze sararlarmış ki, baltayı gören genç ağaçlar korkmasın diye. Babaannelerimiz sobaya odun atarken odunları önce kovanın kenarına birkaç kez vururlarmış ki, içinde böcek varsa düşsün de yanmasın diye. Yol üstünde kervanlarla yolculuk yaparken yol üstünde karınca varsa kervan yolunu değiştirirmiş ki karıncalar ezilmesin diye.

Bugün insanlar; insanlara da, hayvanlara da acımıyor. Yeni doğan kedi ve köpek yavrularının patilerini kesiyor, gözlerini oyuyor, kuyruğunu kesiyor ve sokağa atıyor. İnsanlar birbirini acımadan öldürebiliyor.

Necip Fazıl KISAKÜREK: “Eğer tadını bilirseniz, ekmeği paylaşmakekmekten daha lezzetlidir.” Diyordu. Ecdadımız paylaşmanın tadını aldığı için yediği ekmeğini yanındaki arkadaşıyla, akrabasıyla, komşusuyla, ihtiyaç sahipleriyle paylaşıyordu. Bir hayırsever mahalle bakkalına giderek borç defterini satın alıyor, hiç tanımadığı borçluların borcunu ödüyordu. Hayırseverler geceleri sadaka taşlarına paraları koyuyordu ve kimse hayır yapanı tanımıyordu. İhtiyaç sahipleri de geceleri gidip sadaka taşından ihtiyacı kadarını alıyordu. Böylece kimin aldığı görülmediği için kimsenin gururu incinmiyordu.

Şimdi insanlar yiyeceğini, parasını kimseyle paylaşmasını bilmiyor. Paylaşmak deyince sosyal medyada paylaşmayı anlıyor. İnsanlar yediğini içtiğini sosyal medyada paylaşarak başka insanlara havasını atıyor. Bir tarafta yiyecek ekmek bulamayan açlıktan ölen insanlar varken diğer yandan bir fincan kahveyi 20 TL’ye içip fotoğraf pozu vererek falan kafede kahve keyfi diye sosyal medyada paylaşanları görmekteyiz.

Anne senin ayaklarının altında cennet var diyerek yanında yaşlanan anne ve babasına şefkatle ve merhametle bakan, onlara rahmet kanatlarını geren, onlara öf bile demeden güzel söz söyleyen atalarımızın evlatları, bugün anne ve babasını öldürecek kadar gaddar, huzurevlerine, sokaklara ter edecek kadar da vefasız oldular.

Toplu taşıma araçlarında eli bastonlu yaşlılarımız ayakta beklerken gençlerimiz kulaklıkla müzik dinleyerek rahat bir şekilde pencere camından etrafı seyrediyor.

Kısacası bencil, kendi çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen, kendini dünyanın merkezinde gören, şefkat ve merhamet yoksunu, vicdansız çocukların sayısı her gün biraz daha artmaktadır. Büyüklerine saygı göstermeyen, sevgisiz bir toplum oluşmaktadır.

Öyle bir nesil yetiştirelim ki anne-babalar huzur evlerine veya sokaklara terk edilmesin. Oğluyla kızıyla, torunlarıyla mutlu bir aile içinde yaşasın.

Toplu taşıma araçlarında yaşlılar, hastalar, hamile bayanlar ayakta kalmasın. Her daim yer veren gençlerimiz olsun. Çocuklarımız sevgi, saygı ve vefayla dolsun.

Çocuklarımız iyilik ve yardımlaşmanın zirvesine çıksın. Sağ elin verdiğini sol el görmesin. Aç ve açıkta kimse kalmasın.

Çağımızın Yunus Emrelerini, Mevlana’larını gönül insanlarını yetiştirelim. Fethetsinler tüm gönülleri.

Gelecek nesillerimizi yetiştirmek bizim elimizde. Evde anne-babalar, okulda öğretmenler el ele vererek gelecek nesillerimizin insani değerlere sahip bir şekilde yetişmesi için elimizden geleni yapalım.

Bizim çocuklarımızın özlerinde iyilik var, doğruluk var, adalet var, paylaşmak var, merhamet var, şefkat var. Çocuklarımızı kendi kültürleriyle, kendi inançlarıyla, kendi tarihleriyle, kendi değerleriyle buluşturarak, fabrika ayarlarına döndürmemiz gerekiyor. Çocuklarımızın genlerinde var olan bu değerlerimizi çocuklarımıza yeniden öğreterek sevgiyle, saygıyla, millî ve manevî değerlerimizle donanmış; ailesine, vatanına, milletine ve tüm insanlığa hayırlı bir nesil meydana getirelim.

                                                                                                     Erdal GÜRÇINAR

 



,